İki gövdede yaşanan iki gövdede kalmalı.

Hiç anlatamadığım şeyleri konuşmak istedim birileriyle.
Kim olduğu önemsiz kimselerle.
Sadece dünya üzerinde birilerinin böyle duygular
hissettiğinin yalancı şahidi de olsa bir tanığı olsun diye.
Sonra ben söylemedim olmasın diye.

Ansızın aramıza giren duvar gibi gövdenin
sınırdaki en dikenli tellerden daha caydırıcı olduğunu
bilmelerini ben de isterdim.
İki gövdede yaşanan iki gövdede kalmalı.
Sendeki çırpınışların anlamını sorgulardım
eğer dinleyecek biri olsaydı.

İnce ve güçlü
ama alev alev yanan bedeninle
hayat belirtisi göstermeye çalışmalarım,
her hayırda başa sarışlarım,
yalınayak sana gelişlerimi hatırlatırdım
sen dahil o kimseye.

Yalan olduğunu bilerek dinledim hep söylediklerini.
Sırf iki lafın belini ikimiz kırmış olalım diye.
Son diye yaşadığımız ilklerin;
sondan bir önce
hatta ondan da önce
olmadığını bilebilseydim
bir başka yaşardım seninle.
“Ben sensiz de yaşardım ama seninle bir başka… ”
Senden önce, senden sonra diye ayırdığım
her ne varsa özenle muhafaza ederdim.
Eşit paylamazdım ama
Hepsini kendime verirdim.

Seninle ilgili olan her şeyi;
bir kelimeyi,
bir semti,
bir yemeği
sadece kendime saklardım.
Elinin, gözünün, sözünün bana değdiği her anı
bir başkasına da yaşatmak isterdim.
Aksi bencillik olurdu bunun.
Senden bana gelen, ucu senden geçen her şeyi
kendimle beraber mezara kadar götürmeye söz verirdim.
Bir defada yaşama şansım olsaydı eğer.

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE