Yaşar Gürsoy; araştırmacı, gazeteci, muhabir, yazar, editör… 1968 İstanbul doğumlu kendisi. ‘Beyninle Seviş(me)’, ‘Atatürk ve Can Yoldaşı Nuri Conker’, ‘Atatürk ve Berberi’, ‘Çankaya’nın Kalemşoru’ ve ‘Gece,Geçmiş ve Düşlerimiz’den sonra 6. Kitabı ‘Allah Kadını Yarattı – Devrimi Kadınlar Yapar’ı çıkardı.


allah-kadini-yaratti-kitabi-yasar-gursoy-Front-1

Atatürk döneminden günümüze kadar Türkiye tarihinde unutulmayan kadınları yazdı. İlk kadın savaş pilotumuzdan ilk kadın muhtara, masalcı teyzeden tutun ilk kadın belediye başkanına, ortak özelliği cesaret olan kadınlar bu kitaba konuk olmuş. Hayatın birçok alanında öne çıkan, ilklere imza atan, başarılarıyla kendine hayran bırakan kadınlar anlatılıyor. Kitabın ilk sayfalarında ise onun hayatının en değerli kadını olacak 9 yaşındaki kızı Ayşe Deniz’e bir mektup var…

 

“Ayşe Deniz’e*

Sanırım günlerden cumanın ertesine aktığı bir gecenin başları

ve 6 Eylül oldu. 2008 yılındayız. Sen henüz yoksun. Ama

sadece sayılı günlerin kaldı aramıza katılmana. Biliyor musun,

uzun zamandır kalemle yazmıyorum yazılarımı. Bir an aklıma

düştü ve annene, “Kızıma mektup yazacağım,” diyerek balkona

çıktım. Buna benzer bir mektubu abine de altı yıl kadar önce

yazmıştım. Yaşı 15. Zıpır bir görüntü veriyor kendine. Yaptığı

her hareketin şimdiden bilincinde.

Birkaç dakika önce annen balkona geldi, yumuşak zılgıtlarından

birini, öğretmen edasıyla üzerime indirip diğer odaya

gitti. Öğretmen kendisi. Dirayetli bir kadın. Birkaç saattir birbirimizi

yiyoruz. Annenin karnındayken çektiğim fotoğrafları

bilgisayarda kaybettiğim için epey üzüldü ve bana söylemediğini

bırakmadı. Doğruydu söyledikleri. Bilgisayar, daha doğrusu teknoloji

özürlü bir baban var kızım. Buna hazırlıklı ol!

Saat yanılmıyorsam 01.00’e koşuyor. Zaman hiç durmaz kızım.

Her saniye hayatından dirhem dirhem alıp götürür. Geriye

dönüp baktığında hafızanın sana izin verdiği kadarını anımsayabilirsin.

En çok aklında kalan da en mutlu anların ya da en

mutsuz anlarındır.

Bu yazacaklarım seni asla karamsarlığa sürüklemesin. Ama

şunu da bilmeni isterim. Ben hayatım boyunca her zaman en

kötü anlarımı düşünüp ileriye yol aldım. Bunun nedeni yaptığım hatayı bir daha tekrarlamamaktı.

“Kötüyü gönlümün iç cebinde

saklarım” koydum adını… Sana bu satırları yazarken yaşım 40.

Mayıs 8 doğumluyum. Kendimi hâlâ güçlü hissediyorum. Hatta

40’ımın üzerinden bir üç ay daha geçmiş. Dostlarımın beni sevip

saydığını düşünüyorum. Kimseye kötülüğüm olmadı bu yaşıma

kadar. Belki sen bu satırları okuyup, gerçekten anlayabildiğinde

ben aranızda olmayacağım.

Benim babam hiç olmadı Ayşe kızım. Öylesine yürüdüm.

Gülümsedim zorluklara. İnat ettim. Kararlı oldum. Annen dahil,

o kararlı oluşumun yaşama karşı bir direniş biçimi olduğunu

anlamakta herkes güçlük çekti.

Annen sol yanını görmekte güçlük çeker kızım. Ama sol

yanındaki yüreği “sağlamdır”. Onun sol yanını görmediğini sananlar

yanılır. Bu yüzden seçtim onu. Şu an oturma odasında

kendisi. Bense balkonda gizem adamı kıvamında başta söylediğim

gibi sana mektup yazıyorum. Büyüyünce öğrenirsin, “doğmamış

çocuğa don biçiyorum”…

Kızım benim! Yavru kuşum! Kuzum…

Adının Ayşe olmasını annen; Deniz olmasını ise ben istedim.

Erkek olup gelseydin bu diyarlara, adın Özgür Deniz olacaktı. Belki

günün birinde sen koyarsın oğluna bu ismi? Seni daha şimdiden

sabırsızlıkla bekliyor ve inanamayacağın kadar çok seviyoruz.

İki gün önce sigara yasaklı çalıştığım binadan soluklanmak

için dışarı çıktığımda başımın sol yanında bir şimşek çaktı ve sol

adımım yürüyüş ritmime ayak uyduramadı. Önce biraz panik

yaptım, sonrasında ritmimi tutturup yola devam ettim. Yaşlanıyorum

galiba, diye geçirdim içimden. Aslına bakarsan umursamazım.

Ama umursadım bu kez. Neden biliyor musun? Senin

için, annen için ve abin için.

Bebeğim benim! Yavru kuşum! Kuzum… Bu satırları yazdığım

günlerde neredeyse 25 yıldır gazetecilik mesleğiyle hayatımı

kazanıyorum. Hatalarım da olmuştur, günahlarım, sevaplarım

da. Ancak kimseyi bilerek ve isteyerek üzmedim. Sen de kimseyi

üzme olur mu kızım. Üzersen, üzülürsün. Sevindirir, mutlu edersen,

mutlu olursun…

İçimden bir ses uzun siyah saçlı, uzun boylu çok güzel, alımlı

bir kız olacağını fısıldıyor. Bu yazıyı yazdığım balkondaki iplere

annen, hediye diye getirilen ilk elbiselerini yıkayıp asmış bir

ay öncesinden. Hepsi pembe. Pembe mutluluktur yavru kuşum.

Pembe düştür. Karalar bağlama bir tanem! Her şeyini kaybet

ama neşeni asla…

Annen çoğu zaman benim deli olduğumu düşünüyor biliyor

musun? Evet, biraz haklı sanırım. 40 yıllık hayatımda ama mesleğimden

ötürü ama kendi bilincimle galiba hoyrat davrandım

kendime. Kendinle alay etmek iyidir kızım.

Eskiyen yıllarımı yazarak vaktini almayacağım. Şimdi dinle

beni kuzumun kuzusu! Henüz katılmadın aramıza. Az bir zamanın

kaldı. Çıkıp gelecek ve bu köhne dünyada yerini alacak,

senin için yazılan senaryoda rolünü oynayacaksın. Dikkat et kızım.

Günün birinde gönlünü gerçekten vereceğin, seni sahiplenip

birlikte yol alabilecek biriyle tanışacaksın… Gece buluşmaları…

Bizlerden gizli sevdalar… Annenle paylaştığın güzel düşler. Hepsi

ama hepsi günün birinde kocayıp ebediyete yaklaştığın güne

kadar hiç hafızandan silinmeyecek. Sev onu bir tanem! Sev, say,

izin ver. Ta ki, onun sana saygı duymadığını hissettiğin ana kadar.

En kötüsü birine saygı duymayandır güzel kızım! Sevgi bulunur

ama saygı asla. Biraz önce dolaptan rakımı tazelerken gözüme

annemin ölmeden önce benim için hazırladığı fındık, ceviz

vesaireden oluşan güç iksirine gözüm takıldı… Babaanneni sen

doğmadan beş yıl önce kaybetmiştim. Çok severdi beni.

Annen de seni çok seviyor güzel kızım. Onun senin için

çektiği ıstıraplı günleri bilemeyeceksin, ama bana inan ki, “Seni

kendisinden bile çok seviyor!” Anne olmak bir ayrıcalıktır güzel

kızım. Bir gün evlenmeyi düşündüğün biri çıkacak karşına! Evlilik

bir kadın için çok önemlidir. Çünkü evlenmek, çocuğunun

babası olacak adamı seçmektir aslında bir bakıma.

Baba olmak! Hele bir de kız babası olmak gerçekten ciddi

bir iştir yavru kuşum.

Bu köhne dünyada layık olduğun biçimde yaşamanı isterim

güzel kızım. Hayat sanıldığından kısadır.

22 23

Onurunu zedeleme. Güçlü ol. Asla yalan söyleme. Devrimci

ol kızım. Özgür, saygın bağımsız ve hakkaniyetli… Güzele koş.

Yardım et. Diren. Üret. Bilgili ol. Kendini her daim geliştir. Ve

bu satırları gerçekten anlayabilecek yaşa gelip okuduğunda hâlâ

hayattaysam hatırlat, seni bir kez daha kalbimin en derinlerine

koyayım.

Satırlarıma son verirken, martıların bağırtılarının seni yanlışlardan

döndürmesini dilerim biricik kızım.

Bahtın açık olsun.

Baban

6 Eylül 2008, Harbiye”

Kaleminize, yüreğinize sağlık…

YORUMLAR( 1 )

YORUM EKLE

Yaşar Gürsoy 21 Ekim 2015

Çok teşekkür ederim.. Emeğinize sağlık...