Göğe açılmış tüm ellerin artık tek bir sesi var: Huzur ve barış.

Bu ülkede ve bu dünyada yaşanan her şey fazlasıyla
gözüme batmaya başladı.
Büyüdüğümden olsa gerek anlamaya başlıyorum
veya Dünya gerçekten benim büyümemle beraber
kötüleşmeye başladı.

Birilerinin elinde olan ya da olmayan,
her şeyden tiksiniyorum.
Tüm adaletsizlikler, sığ beyinler, bencillikler,
görmedim – duymadım – bilmiyorum’cular…
Üzerine alınan ya da alınmayanlar.
2 liraya yün patik satan teyzeyle pazarlığa giren mahluk, sen hayırdır?
3 kuruş için haftada 7 gün çalışıp canını dişine takan emekçiler
Sağa dönsek savaş, canlı bombalar, açlık, susuzluk, soğuk.
Bunlardan bir tanesiyle bile insanoğlu baş edemezken
teker teker gelmiyor şerefsizler.
Diğer yanda binbir türlü entrikalar,
istediği olmayınca herkesi önüne katan çıkarcılar.
En kötüsü de 2 kelimeyi bir araya getiremeyen kara cahiller.

Hesap vermek zorunda bırakılıyor kadınlar.
O saatte ne yapıyormuş ki orada?
Sen o saatte (veya herhangi bir saatte)
nerede kiminle ne halt ediyorsun bilmem ama
benim ne yaptığım seni zerre ilgilendirmez.
Sen bunu hiç anlayamadın.
Siz, başkalarının hayatlarının önünde
cellat gibi dikilmemeniz gerektiğini öğrenemediniz.
Siz, o küçük dünyanızdan hiç çıkamadınız ki arkadaşım.
Kafanı çıkarıp toplum içine kazara karıştığında
ne yapacağını bilemedin,
bu toplumda sen ve senin gibilerin yerinin olmadığını da hiç kabul edemedin.
Çünkü burası insan, hayvan ve bitkilere yer vermiş bir dünya.
Sen bunlardan hangisi olabildin ki?
Ben açık giyinmemeyi, ya da pembe taksilere binmeyi öğrenmeyeceğim.
Sen bir kadını rahatsız etmemen gerektiğini seve seve öğreneceksin.
Ben gece saat geç olmuşsa erkek arkadaşımla eve dönmeyeceğim
ya da babam beni gelip almayacak.
Sen, kadına tecavüz etmemen gerektiğini öğreneceksin.

Sokakta miyavlayan yavru kediye
hayatında 1 defa üzülmemiş bir “kimse”ye sen dert anlatmaya çalıştın.
Seninse en büyük hatan bu oldu.
Başlarım arkadaş dinine de ırkına da soyuna da sopuna da!
Neyine yetmedi koskoca Dünya, neden sığamadın kalıbına.
Yalan yanlış cümlelerle,
nereden bilecek diye diye insanları göz göre göre salak yerine koymaya utanmadınız.
Sesi çıkanları susturup adını demokrasi koydunuz.
Hak elbet bir gün yerini bulacak ama
biz bunları ne unutacağız ne unutturacağız.
Her haksızlığı üst üste koyup elbet bir gün önlerinize sereceğiz.
Konuşacağız, anlatacağız, yazacağız, okutturacağız.
Biz ölsek bile dünyayı bu hale getirenlerin namını
nesil nesil yürüteceğiz.
İnanır mısınız ya da neye, kime inanırsınız bilmiyorum ama;
Allah’tan, her neredeyse,
yaşamaya çalışan insanlara sabır ve güç dilemekten başka yapacak bir şeyimiz olmadığını hissediyorum.
Göğe açılmış tüm ellerin artık tek bir sesi var: Huzur ve barış.
Şehit haberleri duymaktan yüreğimiz çıktı, yıldık artık.
Ülkenin suyu çıkmış hepimize geçmiş olsun, kaçıncı defa başımız sağ olsun ….

YORUMLAR( 2 )

YORUM EKLE

pınar nilgün kutsal 18 Şubat 2016

sayfayı beğen tuşunu bulamadım...takip için basma tuşunu da bulamadım...

pınar nilgün kutsal 18 Şubat 2016

mana bunu sen mi yazdın...muhteşem ötesi....paylaşabilir miyim...sevgimle..