Özetle şunu söyleyeyim, 5 gün Berlin’e yetmedi, hakkını vererek gezmek isteyen için de yetemez zaten.

Eylül’ün ortasında 5 günlüğüne Berlin’deydim. Hava tam sonbahar 15 selsiyus falan.

Havanın serin olması beni mutlu etti çünkü bana hipsterlığımı gösterebileceğim kıyafetleri giyme şansı verdi.

Her giyindiğimde şimdi instagram düşünsün dedim. Zaten kıyafetler dışındaki herşeyi kız arkadaşım düşünmüş.

Nereye gideceğimiz saatleriyle belli.

Sepet gibi gidiyorum ve bundan gayet mutluyum çünkü gittiğimiz yeri beğenmezsem, yer uzaksa yol uzarsa mızmızlanma lüksünü seviyorum.

Anlayacağınız pislik, içten pazarlıklı bir tavır takınmışım.

Almanlardan çekinmiyordum desem yalan olur. Sonuçta Avrupa’da bir Osmanlı Torunuyuz 😉

Şehrin yerlisi oldukça yardımsever ancak Türkiye’den geldiğimizi duyunca yüzlerindeki ifadeyi görmenizi isterdim doğrusu.

Kıskançlık ve özenme karışımı bir duyguyla, utana sıkıla 3. havaalanını mı soranı istersiniz yoksa yerli otomobilimizin çıkış tarihini öğrenmek isteyenini mi…

Yine de sevimliydiler.

Hepsine Türk misafirperverliğinden, ülkemizdeki refahtan bahsedip ülkemize davet ettim.

Alman da olsalar onları hoşgörmek bize yakışandı, biz de bize yakışanı yaptık.

Berlin Pass aldığımız için sürekli müze gezdik, sürekli otobüste, metrodaydık.

Bu kartla metrolar ve bazı müzelere giriş bedava. Biz ilk günden aldık rahat rahat, ucuza gezelim diye ama metroda, otobüste bilet sorulduğunu bir defa gördüm.

Berlin Pass ya da bilet almadan, hiçbir şeye para vermeden de ulaşımı halledebilirsiniz benim gördüğüm kadarıyla.

Ama ben tabi 5 gün gördüm. Sonra ben gittim bilet sordular diye bana gelmeyin.

Otelimiz Kurfürstendamm diye bir yerdeydi, burası alışveriş yapmak için ideal bölge.

Geniş geniş caddelerde Louis Vuitton’undan Gucci’sine paramızın bir şey almaya asla yetmeyeceği dükkanlarla dolu caddelerde dolaşarak kendimizi elit hissetmemize,

havamızı bozmadan Pull&Bear’dan, Zara’dan t-shirt bakmamıza imkan verdiği için Kurfürstendamm’ı sevdik.

 

kürfür

 

Ancak içelim diyorsanız Kreuzberg’e gitmenizi tavsiye ediyorum.

Neden? Çünkü biz de oraya gittik.

Her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz, her daim dolu bir sürü bara sahip beldemizde ayrıca gece kulübü ve torbacıların cirit attığı bir parkımız da mevcut (Görlitzer Park).

Sokaklarda gezerken Ferdi Tayfur duyabilirsiniz böyle bir mahalleden bahsediyoruz.

Ben en son acaba burada hiç mi Alman yok dediğimi hatırlıyorum.

Ayrıca gayet lezzetli şinitzel yiyebileceğiniz bir mekan var.

Adı Weltrestaurant Markthalle, gidin derim.

 

Kreuzberg-800

 

Bir yer tarifi alırken ciddi bir rahatlık yaşıyorsunuz çünkü metrekareye 13 Türk düşüyor ve gerçekten çok yardımcı olmaya çalışıyorlar.

Hamburger konusuna ayrı bir parantez açmak gerekiyor çünkü ciddi önem vermiş Berlin’li esnaf, gönül rahatlığıyla iki mekan öneriyorum.

Birincisi Burgermeister önünde oluşan uzun kuyruğu aşabilirseniz harika bir hamburger yiyorsunuz.

İkincisi Jim Block, tadı muazzam, sosu ağır. Sağlıksızlığı, kanserojeni iliklerinize kadar hissedebiliyorsunuz ki hamburgerde makul olan budur.

 

burgermeister

 

Gelelim gece hayatına.

Berlin’de gece kulübü konsepti ağırlıkla çok sert elektronik müzik üstüne.

En gözde mekan Berghain fakat Berghain’a girişin imkansız olduğunu o kadar çok dinledik ki gidip kapıdan dönmeye vakit harcayamadık.

Watergate adlı, yine tutulan bir gece kulübüne gittik. Biz de beğendik, eğlendik. Chalet, yine çok sevdiğimiz mekanlardan oldu.

Burası ateşin etrafında içilen, turistlerden daha çok Alman gençlerin takıldığı bir mekan.

Ateşin etrafında içilen dediysem Akdeniz Akşamları dinlemeyi beklemeyin, burası da bir gece kulübü.

The Weekend Club daha underground değil de elit takılan insanımıza hitap ediyor.

Terasında “mojito keyfiiiiii” yaptık, gayet güzeldi. Gidin, çekinmeyin siz de yapın.

 

house-of-weekend-sized

 

Peki Berlin’de Batı’nın sadece terbiyesizliğini mi aldık? Hayır, ilmine de şöyle bir baktık. Müzeler Adası’na gittik.

Burada Pergamonmuseum’a (Bergama Müzesi) gidin ve Türkiye’den aldıkları tarihi eserlerle size hava atmalarına izin verin.

Büyüklük sizde kalsın orada olay çıkarmayın. Nasıl olsa bizim de 3. köprümüz var.

Antik Mısır’dan kalıntılar görmek istiyorsanız Neuesmuseum tam size göre.

Bunun dışında Berlin Yahudi Müzesi, Berlin Duvarı’nın ayırdığı hayatları görmek için Checkpoint Charlie Museum’a mutlaka gidilmeli.

 

Checkpoint-Charlie-1865

 

Son 2 günün çoğunluğunu Berlin’e asıl gitme sebebimiz olan müzik festivali Lollapalooza’nın olduğu alanda geçirdik.

İçlerinde Sam Smith, Muse, Tame Impala, Martin Garrix, Parov Stelar’ ın da olduğu sürüyle güzel grubu, şarkıyı dinledik.

Berlin bu tür etkinliklere çok sık ev sahipliği yapan bir şehir. Tarihleri denk getirir de bir de bizim yaptığımız gibi bir festivale giderseniz tatiliniz tadından yenmez olur.

Özetle şunu söyleyeyim, 5 gün Berlin’e yetmedi, hakkını vererek gezmek isteyen için de yetemez zaten.

Kocaman yemyeşil parkları, tarihi ve güzel müzeleriyle, barlarıyla, gece kulüpleriyle gezdiğim Berlin’in tadı damağımda kaldı. Siz de gidin efendim.

Hatta beni de arayın ben de geleyim, burada bir sinerji oluşsun ve bu yazı artık bitsin.

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE