Gün boyunca tüm aksiyonları hayatta kalma içgüdüsüyle yapsak peki?

Çitalar,

Gerçekten tanıyor musunuz acaba çitaları?

Evet, baya hızlı, karada onlardan daha hızlısı yok falan filan… Öyle değil.

Erkeğiyle, dişisiyle, Afrika’nın cesur delikanlılarının,
hanım kızlarının yaşadığı hayatı farklı açılardan
incelemenizi tavsiye ederim.

Bu arkadaşların olayları hem farklıdır hem de takdire şayandır.
Çitalar yalnız gezer, hızlı yaşar, erken ölürler.
20 yıldan daha uzun süre yaşayabilirlerse de
çoğu zaman ilerleyen yaşlarıyla birlikte
azalan süratleri, ömürlerinin son demlerini yaşamaktan
alıkoyar onları. Yani anlayacağınız çitaların “bizden geçti o işler”
diyeceği bir dönem olmaz. Ölürler çitalar. İhtiyar olamazlar.
Hızlı koşabildikleri kadar yaşarlar.
Ağırlaştıklarında önlerine yemek getirecek bir sürüleri yoktur.
Öyle aslanlar gibi
grup halinde avlanmak ya da sırtlanlar gibi çetecilik oynayarak
onun bunun avına çökmek çitaların raconuna aykırıdır.
İşte tam da bu noktada farklıdır çitalar.
Vahşi yaşamın dibine kadar yaşandığı,
ormanların kralı aslanın bile sürü halinde
yaşamayı seçtiği bir ortamda, çitalar yalnız yaşamayı tercih ederler.
2-3 yıl fazla yaşamak için sürünün gençlerinin önlerine
yemek atmasını beklemek onlara göre değildir.

Çitaların av seçimleri de oldukça ilginçtir.
Nispeten kolay avlarla ilgilenmez, el alemin leşinin,
yemek artığının peşine de düşmezler.
Yalnız yaşamanın derdi yetmezmiş gibi bir de
Afrika antilobu avlarlar. Afrika antilobu;
nam-ı değer “gnu” belki de çitaların elinden
kaçabilecek tek avdır. Uzun süre yüksek hızda koşabilirler.
Bizim delikanlılar antiloplardan daha hızlı olsalar da
onlar kadar uzun süre koşamazlar.
Öyle zorlarlar ki kendilerini 2-3 başarısız deneme
hayatlarına mal olabilir. Vücutları aşırı ısınır,
kalp krizi geçirebilirler.
Avlandıktan sonra da dertleri bitmez. Sürü halinde gezen
diğer yırtıcılar sıkıştırır onları, avlarını önlerinden alır kimi zaman.
Sırtlan da adam mı ki teker teker gelsin. Kahpeler.
Gururuna yediremeyen birkaç delikanlı ters yapsa da
çitaların geneli daha rasyonel davranıp avlarını bırakır.
Yaşam derdi malum.

Her hayvan birer doğa harikası olsa da çitanın yeri ayrıdır.
Hayatları kendilerini zorlamakla geçer. 130 km hız ne demektir?
Bu mükemmel vücut anatomisine sahip olmak,
evrile evrile hız makinesine dönüşmek,
bir ömrü kovalamacaya adayan, emeğin en vahşi temsilcilerinin
öz hakkı olsa gerek. Sürü yaşamının,
bu kadar hızlı bir hayvan için sıkıcı geldiğini düşünmek de
hiç saçma olmaz aslında.
Pek tabii bu durumun çitanın tercihi olduğunu söylemek
işin goygoyudur. Tüm hayvanlar gibi çitalar da
her şeyi içgüdülerine bağlı yaparlar.
Hayatta kalma içgüdüleri onları mükemmelleşmeye iter.

Biz insanlar gün içinde her zaman ufak tefek hatalar yaparız.
Bunlar kahve dökmek ya da evde anahtarları unutmak
gibi şeyler olabilir. Gün boyunca tüm aksiyonları
hayatta kalma içgüdüsüyle yapsak peki?
Evet, kulağa inanılmaz stresli geliyor.
Ama yine de kahve dökülürse öleceğinizi bilseniz
kahveyi bardağa koyma anındaki dikkatiniz artacaktır.
İşte çitalar tüm hayatlarını böyle yaşarlar.
Attıkları her deparda ölümü buram buram hissederler
ve bu sayede mükemmel koşucular olurlar.

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE