Herkes gidiyor ama sen kendinle kalıyorsun, ona göre yaşa.

Seni kucağıma alacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Şimdi sen nesin, ne olacaksın,
Cinsel yönelimlerin,
Hobilerin,
Fobilerin neler olacak, bilmiyorum.
Kime benzeyeceksin mesela.
Burnunun bana benzemesini çok isterim.
Ve gözlerinin.
Ama böyle şeyler istemekle olmuyor tabi.
Bazen kendimi aynanın karşısında izlerken buluyorum.
Bana benzeyen küçük bir insan düşünmek, hayal gücüme sığmıyor doğrusu.
Anne olmak çoğu kadının gelecek planları ya da hayalleri arasında yer alır.
Bu içgüdüsel bir şey sanırım.
Östrojen falan filan.
Şimdi bu konulara girsem, okuyup ne yapacaksın.
Sen o güzel kafanı yorma böyle şeylerle.

Sabırlı bir insan olduğum söylenemez.
Seni beklediği dokuz ay nasıl geçecek bilmiyorum.
Bu hissedeceğim sabırsızlık, normal zamanlardakiler gibi olmayacak,
Biliyorum.
Bu seferki başka yoğun duygular içeriyor;
Sanki eksik bir parçamı bulacakmışım gibi.
Seni kucağıma alıp kokunu içime çektiğim o an,
Kalbime tam anlamıyla uyum sağlayacakmışsın gibi.
O andan sonra hiçbir huzursuzluk beni bulamayacakmış gibi.
Bazen baban bu telaş ve akıl almaz duygu yoğunluğunu anlamakta güçlü çekecek.
Erkeklerde ebeveyn olma duygusu,
Çocuklarını kucaklarına aldıkları andan sonra başlıyor.
Onlardaki bu his içgüdüsel değil.
Biz böyleyiz onlar böyle…
Doğadaki her şey gibi bunda da bir düzen var ve birbirimizi tamamlıyoruz.
Etrafımda senin cinsiyetin üzerine dönen sayısız proje ve plan olacaktır.
Cinsiyetini elbette ben de merak edeceğim fakat,
Ultrasona girdiğimizde,
Monitöre bakan meraklı gözler aksine,
Görmek istediğim tek şey sağlıkla gelişen o küçük bedenin
Ve inanılmaz güçlü, insan olma savaşın olacak.
Sağlıkla doğ.
Üstüne giydireceğimiz rengin bir önemi yok.

21 yaşında bir kadının bebeğine mektup yazması ilginç gelebilir.
Ama asıl şu an yazılmalı.
Hatta elimde olsaydı, beş altı yaşımdan itibaren yazmaya başlardım.
Sana hangi oyuncağın daha zevkle oynandığını
Ya da saklambaçta en bulunamaz yerlerin nereler olduğunu söyleyebilirdim.
Ama o yaşlardayken insan, çocuk hamilelik bebek filan pek düşünemiyor.
Genelde umrunda olan şey,
Annesinin ertesi gün iki dondurma yemesine izin verip vermeyeceği oluyor.

Evet, garip olsa da sana bu satırları şimdi yazıyorum
Çünkü seni şu an anlayabilirim.
Anne değilim ve senin bu satırları okuyacağın yaştayım.
Eğer anne konumundayken yazsaydım,
Bu mektubun,
Sana her gün söylediğim demeçlerden bir farkı olmazdı.
Anne olunca, anne olmayı anlar insan.
Her ne kadar çocuğunun geçtiği yaşları yaşamış olsa da,
Onu tam anlamıyla anlayabileceğini düşünmüyorum
Örneklerini gördüm, yaşadım.
En basitinden anneannen ve deden.
Çok rahat, açık görüşlü ve özgürlükçü insanlar olsalar da,
Yıllarca beni anlamadıklarını düşündüm.
Akıl başa erdikçe, bazı hareketlerine anlam yüklesem de,
Yine de beni tam anlamıyla anlayabildiklerine emin değilim.
O yüzden senin dilinden gençliğim anlar
Ve şu an iki genç olarak konuşuyoruz.

Sana hayatla ilgili dersler vermeyeceğim.
Soğuğa oturma çocuğun olmaz,
Gece uyumadan süt iç boyun uzar,
Anneye laf yetiştirme taş olursun filan bunlara gerek yok.
Sana tavsiyelerde bulunmayacağım çünkü bulunmam yanlış olur.
Her ne kadar 21 yaşına gelip,
Çoğu şeyi yaşadım, köye yerleşeceğim ben kafasında olsam da
Daha henüz pek bir bok bilmediğimi düşünüyorum.
Bilmediğimi de söylüyorlar.
Büyükler…
Ah şu büyükler yok mu!
Onlardan kurtuluşun yok, olmayacak da…
Sen istesen de istemesen de daima bir yorumda bulunacaklar.
Çoğu zaman en duymak istemediğin yorumlar olacak bunlar…
Ama üzgünüm, dedikleri her şeyde çok haklılar.
Bunu yaşadıkça sen de fark edeceksin.
Çoğu zaman onlarla vakit geçirmek seni bunaltsa da,
Yanında her daim sana destek olacak,
Koşulsuz, şartsız seni sevip destekleyecek tek şey,
Ailen olacak, bunu göreceksin.

Seni üzmeyeceklerini garanti edemem.
Seni kırmayacaklarını, anlayıp dinlemeden yargılamayacaklarını.
Elimde sihirli bir değneğim olsaydı hiç üzülmemeni sağlamak isterdim.
Ama üzülecek ve kırılacaksın.
Kendini anlatmaya çalıştıkça dibe vuracaksın ama böyle böyle kendini bulacaksın.
Çok insan kaybedecek ama bu sayede en doğru olanları yanında bulacaksın.
İçindeki acılarla yapayalnız kaldığında kendini çaresiz hissedeceksin.

Şunu bil;
Çare sensin!
Çare senin kendi içinde!
Hiçbir şey yapmak istemeden boş boş yattığın,
Zaman zaman ağladığın dönemlerde
Herkesin ağzında ‘bu da geçecek’ temalı laflar olacak.
Onlara kızma.
Öyle zamanlarda geçeceğine inanmak zor, biliyorum.
Ama inan, geçiyor.
Sadece zaman ver kendine.
Sevgilerini yaşadığın kadar acılarını da yaşa.
Her anının tadını çıkar.
Önce kendini sev,
Kendini mutlu et
Ve kendine değer ver.
Herkes gidiyor ama sen kendinle kalıyorsun,
Ona göre yaşa.
Seni hep çok seveceğimi bil
Ve yanında olacağımı.
Umarım bunu sana hissettirebilirim.
Hep mutlu ol meleğim
Ve söylenenlere inat hep seni mutlu eden şeyleri yap.
Seni şimdiden çok seveceğim.

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE