Bugüne kadar yapılan altı erken seçimde neler oldu? Halk erken seçimde faturayı kime kesti?

7 Haziran 2015 seçimlerinden çıkan sonuç tek bir partinin hükümeti kurmasına izin vermedi.
Nafile koalisyon turlarından sonra Türkiye’nin yedinci erken seçimine doğru yol alıyoruz.
1 Kasım’da herkes ülkenin kaderini belirlemek için sandık başına gidecek.
İlginç olan bilgi ise, daha önce erken seçim kararı alan herhangi bir siyasi parti seçimde oyunu arttıramadı.
Ya kan kaybetti, ya da koltuğundan oldu.

 

27 Ekim 1957 genel seçimleri

Untitled

1950’lere değişim rüzgarıyla giren ve yapılan iki genel seçimi de yüksek oy farkıyla kazanan Demokrat Parti,
artan dış borç ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle normalde 1958 yılında olması gereken seçimleri yedi ay öncesine alarak koltuğunu sağlamlaştırmak istedi.
6-7 Eylül olayları, dış borcun artması, parti kurucularından Fuat Köprülü’nün istifası şüphesiz bu erken seçim kararında etkili oldu.
Türkiye’de yapılan ilk erken seçimde Demokrat Parti tekrardan iktidar oldu ancak ciddi bir oy kaybı yaşadı.
1954 seçimlerinde %57 oy alarak rekor kıran DP, erken seçimde %10 oy kaybetti.
Seçim kadar, DP tarafından yapılan manipülasyonla da anılan 1957 genel seçimleri halen tartışılan seçimlerden biridir.
Normalde 17.00’den sonra açıklanması gereken sonuçlar öğlen 14.00 gibi açıklanmaya başlanarak,
CHP seçmeninde tedirginlik ve karamsarlık ortamı yarattı.
Sonuç olarak bu seçim, Türkiye’deki tansiyonun daha da yükselmesine ve 1960 askeri darbesiyle sonuçlanacak dönemin bitişini hızlandıran bir seçim oldu.

 

29 Kasım 1987 genel seçimleri

Untitled1

Darbe sonrası yapılan 1983 seçimleriyle Türkiye Anavatan Partisi ile tanıştı.
12 Eylül yüzünden yasaklanan partilerin de yarattığı boşluk sayesinde Özal %45 gibi yüksek bir oyla tek başına iktidar oldu.
Seçimin ardından dışa açılım ve serbest ekonomi politikalarıyla beraber ülkede birçok alanda gelişme oldu.
Ancak bir sorun vardı.
Darbe sonrası siyasetten uzaklaştırılan Ecevit, Demirel, Erbakan gibi siyasetçiler tekrardan partilerinin başına dönecekler miydi?
Özal bunu referanduma götürdü ve bu referandumda “Hayır” kampanyasını destekledi.
Sadece yetmiş beş bin oy farkla Türkiye halkı yasaklı siyasetçilerin tekrardan partilerinin başına dönmelerine “Evet” dedi.
Turgut Özal hemen erken seçim kararı aldı. Rakipleri tam olarak toparlanamadan seçimi kazanmak istiyordu.
Seçim sonucunda Özal iktidarı kaybetmedi ancak ANAP bir önceki seçime göre %9 daha az oy aldı.
%10 seçim barajına takılan yasaklı siyasetçiler meclise giremediler.

 

21 Ekim 1991 genel seçimleri

Untitled2

Türkiye’de 90’lı yıllar için “erken seçimler dönemi” tanımı yanlış olmaz.
Bu 10 yıllık dönemde yapılan üç genel seçim, olağan tarihinden erken yapıldı.
1989 yılında Kenan Evren’in cumhurbaşkanlık görevini tamamlanması ardından
Turgut Özal Çankaya’ya çıktı ve Özal sonrası Anavatan Partisi’nde liderlik sorunu yaşandı.
Mesut Yılmaz’ın genel başkan seçilmesinin ardından oluşan olumlu havayla erken seçim kararı alan ANAP, büyük bir yenilgiye uğradı.
Yasaklı siyasetçilerin tekrar güç kazanması, enflasyonun artması, verilen vaatlerin yerine getirilmemesi Anavatan Partisi’nin oy kaybının nedenleri arasındaydı.
Seçim sonrası DYP-SHP (Doğru Yol Partisi – Sosyal demokrat Halkçı Parti) koalisyonu kurularak, sosyal demokratlar uzun bir aradan sonra hükümet ortağı oldular.
Ancak seçim sonrası oluşan umutlu ortam;
Madımak olayı, Uğur Mumcu cinayeti, artan terör ve faili meçhuller yüzünden dağıldı ve 90’lar Türkiye için ileride hatırlanmak istenmeyecek yıllar oldu.

 

24 Aralık 1995 genel seçimleri

Untitled3

1993 yılında Özal’ın ani ölümüyle Başbakan Süleyman Demirel, cumhurbaşkanlığına seçildi.
1989 yılında ANAP’ın yaşadığı liderlik sorununu bu kez Doğru Yol Partisi yaşıyordu.
Tansu Çiller genel başkanlığa gelse de Doğru Yol içinde çatlak sesler kesilemedi.
DYP erken seçim kararı aldı ve normalde 1996 yılında yapılacak seçimler bir sene erkene alındı.
Bir önceki seçimin galibi DYP bu seçimde %8 oy kaybetti. Aynı zamanda bu seçimler yakın tarihimiz açısından çok önemli bir köşe taşıdır.
Türkiye’de siyasal islamın yükselişi bu seçimle başlar.

Devamında kurulacak Refah-Doğru Yol koalisyonu Türkiye’de irtica korkusunu yayacak ve ülke 28 Şubat sürecine doğru adım adım gidecektir.
Bu seçimde ilk kez 18 yaşını dolduranlar oy kullanmıştır.

 

18 Nisan 1999 genel seçimleri

ecev

28 Şubat süreciyle ordu bir kez daha sahnedeydi.
Yoğun baskılar sonucunda Refah Partisinin istifası sağlandı ve ardından 1997’de DSP, DTP, ANAP koalisyonu kuruldu.
ANAP genel başkanı Mesut Yılmaz’ın adı yolsuzluk ve rüşvet skandalına karışınca hükümet düştü ve yeniden erken seçim kararı alındı.
Bu dönemin en önemli olayı, 1998 yılında PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasıdır.
Öcalan’ın yakalanması şüphesiz dönemin Başbakanı Ecevit ve “Asacağız” diyen MHP lideri Bahçeli’ye yaradı.
DSP ve MHP sıralamada ilk ikiyi paylaştılar. Ancak bu seçimde de tek başına iktidar çıkmadı.
17 Ağustos büyük İstanbul depremi ve 2001 ekonomik kriziyle birlikte Türkiye’nin 2000’li yılları da güzel başlamadı.

 

3 Kasım 2002 genel seçimleri

tayy

Başbakan Ecevit ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arasında yaşanan “anayasa fırlatma” krizi büyüyerek işin içinden çıkılamaz hale geldi.
Bu siyasi kriz ortamı ekonominin de kötüye gitmesine sebep oldu.
Türk parası değer kaybederken, yerli parayı korumak için gecelik faizler %7500 arttırıldı.
“21 Şubat Krizi” ve “Kara Çarşamba” olarak da adlandırılan bu dönem 1,5 milyon insanın işsiz kalmasına, binlerce işletmenin kapanmasına sebep oldu.
Son erken seçim kararı bu ortamda alındı.
3 Kasım 2002 seçimleri, sosyal bir patlama doğurdu. Üç yıl önce barajı geçen beş parti de baraj altı kaldı.
AKP, sadece iki partinin barajı geçmesiyle mecliste 365 vekil sayısına ulaşarak tek başına iktidar oldu.
2002 seçimleriyle birlikte Türkiye’de uzun yıllar etkili olacak Ak Parti dönemi başlamış oldu.

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE