Buse Emiroğlu hayal dünyasından dışarı resimleriyle çıkıyor. Renkleri muazzam bir işçilikle kullanan Buse'yle ufak bir söyleşi yaptık.

Unknown-2


Bize kendini tanıtır mısın Buse? Seni resme yönlendiren ne oldu?

Merhaba! Ben Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Resim bölümü öğrencisiyim. Daha önce aynı okulda
resim restorasyonu okumaya başlayıp yarım bıraktım. 21 yaşındayım.
Bildim bileli resim yapıyorum ben aslında,
hayatımda resim yapmadığım bir dönem hatırlamıyorum.
Ama ressam olmaya kolayca karar vermedim.
Güzel sanatlar okumayı lise döneminde kararlaştırdım.
Beni en çok etkileyen ressam kuzenim olmuştur herhalde.
Çocukken bana kahve kullanarak ağaçlar çizdirirdi.


Çizerken en çok keyif aldığın tür hangisi?
Bizimle sebeplerini paylaşır mısın?

Figür resimleri yapmayı seviyorum.
Tamamen figürle kısıtlı değil aslında
organik yapıdaki amorf hareketliliği seviyorum.
Renk ve boya kullanmak hoşuma gidiyor.


Tarzınla fark yaratan işlerin mevcut.
Daha çok ilgi görmek için farklı olmak gerekir mi? Seni farklı kılan ne?

Sanat camiasında ilgi çekmek gerekiyor ister istemez sanırım.
Henüz piyasaya dahil olmuş değilim fakat duyduklarımdan
ve gördüklerimden yola çıkarak piyasada yer edinmek için
dikkat çekmek gerektiğini anladım.
Bana kalırsa bir ressamı farklı kılan şey yarattığı resimde
karakterini ve fikrini nasıl ortaya koyduğudur.
Muhtemelen dokular kullanacağım ve daha ütopik dünyaların görüldüğü
figüratif resimler yapacağım, tabii ki belli fikirler dahilinde.
Zaman gösterecek.


Resimlerinizde çeşitli malzemeler kullanıyorsunuz.
Kullanacağınız malzemeler ve boya çeşitleri neye göre şekilleniyor?

Bir resim yapmaya başladığınızda
kafanızda çoktan seçmiş oluyorsunuz malzemeyi.
Genellikle elimin daha yatkın olduğu
ve kullanırken zevk aldığım malzemeleri seçiyorum,
ruh halime bağlı bu durum. Belli bir kuralı, şeması yok.


Belirli bir rutinin var mı?

Aslında spontane gelişiyor genel anlamda.
Yine de kendimce çizdiğim bir yol var.
Mutlaka müzik dinlerim, kendimi biraz soyutlarım dış dünyadan.


İstanbul’daki sanat ortamı için ne düşünüyorsun?
Metropolün avantajları ve dezavantajları sanatına nasıl yansıdı?

İstanbul metropol olmasıyla
sanat dünyasının içinde bulunabilmeye olanak sağlıyor.
Herhangi bir sergiye, müzeye ulaşmak kolayca mümkün.
Ufku genişletiyor algıya göre.
Fakat bir yandan çok fazla sanatçı barındırması
ve sadece piyasa gayesi taşıyan insan sayısının yüksek olmasıyla
kaybolup giden sağlam birçok sanatçı olabiliyor.
İstanbul sizi besler ve birçok malzeme barındırır
ama yine de zorlu bir tırmanış yolu çizer.


Peki ya örnek aldığınız isimler?

Belli bir rol modelim yok
mümkün olduğunca ustalardan kendimi beslemeye çalışıyorum.
Fakat sevdiğim isimler tabii ki var.
Gustav Klimt, Egon Schiele, Lautrec, Bonnard epeyce sevdiğim ressamlar.
Sevdiğim çizerler de var; Galip Tekin, Barron Storey gibi.


Güzel Sanatlar Fakültesinde okuyacak arkadaşlara önerilerin var mı?

Güzel sanatlar fakültesinde okumak ülkemiz dahilinde
çok kolay sayılmaz maalesef.
İdealist olmayı gerektiriyor gelecek için ister istemez
ve tutku duyulması gerekiyor
bence eğer gerçekten iyi olmak isteniliyorsa.
İçten gelmesi gerekiyor yani bu tip meslek eğilimlerinin.
Onun dışında eğlenceli ve renkli bir öğrenci hayatı söz konusu.


İsmini sergilerde görebilecek miyiz veya başka ideallerin var mı?

Resim yapmayı ve ressam olarak bir yaşam sürdürüp
sergiler açmayı ben de çok istiyorum, mutlaka yapacağım da.
Benzer alanlarda da işler yürütmeyi düşünüyorum;
illustratörlük, dijital çizimler yapmak, çizerlik gibi.


Kendisine çokça teşekkür ediyoruz. 

Takipte kalmak için: Güz Fantazyası

Unknown-1_Fotor

 

 

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE