Bugünün Evren’i başımızdaki zattır. Ülkeyi kaosa sürüklemekte olup, geleceğimizi karanlık haline getirmektedir.

O kadar ağır şeyler yaşadık ki son birkaç yılda, vicdan kavramını o kadar sorguladık ki, hissiz, duyarsız, robot insanlara dönüştük. Ülkede “yok canım bu kadar olmaz” kavramı ortadan kalktı ve iç savaş dahil her türlü olasılığı konuşur olduk. Belki fanusta büyüdük, belki araştırmadık, belki büyüklerimiz tarafından uzak tutulduk ancak Gezi ile başlayan politize olma trendi ile hepimiz bir şeylerden haberdar olduk. İyi ki de olduk, sosyolojik olarak elbet tespit yapmak benim haddim değil ancak ben bu süreçte empati yeteneğimizin geliştiğini düşünüyorum. Ancak biz kendimizi iyi yönde geliştirken veya geliştirmeye çalışırken, karşımızdaki kuvvet toplumun altına sürekli dinamit koydu. Ayrıştırıcı üslupla verilen demeçler, yüzlerce işçinin ölümünden sorumlu olup her koşulda aklanan sermaye grupları, çevre düşmanı uygulamalar ve sonucunda yapılan eylemlere uygulanan orantısız güç, “ben doğruyum, siz tu kakasınız” minvalinde muhalefete eleştiriler… Son olarak da 2015 belediye planlamasında “topçu kışlası” saçmalığının tekrar gündeme gelmesi var. Saçmalık diyorum çünkü artık bu ülkeyi bile bile kaostan sürüklemekten başka bir şey değil. Ben kanaat önderi değilim sadece çıkarımlarım var ve geleceğimizi maalesef hiç iyi görmüyorum. Her şeyden önce Gezi zamanı “dış güçler” kavramını yüzeysel bulsam da bugün Türkiye’de IŞİD gerçeği var. Sadece İstanbul’da binlerce militanı olduğu söyleniyor ki, bu kaos ortamının onlara yarayacağından hiç şüphe yok. İkincisi bir güruh, o parkı bir varoluş mücadelesi olarak gördü ve sahiplendi. Doğrudur veya yanlıştır ama bu insanların çağrısına kulak verilmesi gerekiyor. Demokrasi de %50 diye bir kavram yok, olamaz. Üçüncüsü ve bence en önem verilmesi gereken ise Gezi eylemleri süresince kaybettiğimiz sekiz insanın hatırası. O insanlar belki hiç görmedikleri bir park için hayatlarını verdiler. Bugün o parkla anılıyor ve yaşıyorlar. Sonsuza kadar da adları unutulmayacak. Yarın o parka müdahale edildiği anda yine bir sekiz ölümün olmayacağını kimse garanti edemez. Toplumsal ayrışmayı saymıyorum bile, futboldan sanata kadar ayrışmış durumdayız.

Son olarak;
12 Eylül mağduru olduğunu iddia eden demokrat ve liberaller; demokrasi yolunda işkence gördünüz, baskı gördünüz, devletten kaçtınız. Mağdur oldunuz. Bugün demokrasi kavramı bu kadar çiğnenirken neden sessizsiniz? Hiçbir hükümet ve uygulamaları sizden bu kadar destek görmedi. Bugünün Evren’i başımızdaki zattır. Ülkeyi kaosa sürüklemekte olup, geleceğimizi karanlık haline getirmektedir.

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE