Sonra da oturup kadere isyan ediyoruz, kaderin bizim acılarımızdan haberi varmış gibi...

İnsanlar tanıyoruz, insanları seviyoruz
ve onlardan nefret ediyoruz.
Kimisini hayatımıza dahil ediyor
kimisini kustuğumuz nefretlerle bir kenara itiyoruz.
Merhaba diyip elimizi uzattığımız bir insan bile
bir şey hissetmesek bile
Hayatımıza bir şekilde dahil olmuş oluyor
ve o saniyeden sonra, onu hiç görmemiş,
tanımamış, yanımızda soluk almamış olma ihtimali yok.
Hastalıklı bir durum ve korkutucu.
Hayatını adadığın insanla ilk olarak el sıkışmamış mıydın ?
Herkes seni korkutmalı.
O kadar korkutmalı ki gülüşünü herkese göstermemeli,
herkesle aynı soluğu paylaşmamalısın.
Çünkü geri dönüşü yok.
Salisenin milyonda birinde bile göz göze geldiğin bir insanla
asla onu hiç görüp bilmediğin ana geri dönüşün yok.

Her şeyi saniyelik yaşıyoruz
mesela onun seni aradığı o saniyeden,
çok sevdiğin birinin son nefesini verdiği o saniyeden,
hayatını belirliycek sınava girdiğin saniyeden,
ya da saçlarını kestirmeye başladığın o saniyeden sonra
sen eski, bir saniye öncesindeki sen olmayacaksın.
Hayatın da belki de…
Dünya’daki her şey o bir saniyeyle değişmeye başlayacak.

Saniyelerin toplamı kadar yaşıyoruz.
Bir merdivenden çıkmaya karar veriyoruz.
Ve biz farkında olmadan hayat önümüze yeni bir yol seriyor
Biz bir adım atıyoruz ve
sağanak yağışın altında kalıyoruz.
Otobüsü kaçırıyoruz.
Aşık oluyoruz ya da
sevdiğimiz birini kaybediyoruz.
Sonra da oturup kadere isyan ediyoruz.
Kaderin bizim acılarımızdan haberi varmış gibi.

Saniyeler sayesinde yaşadığımız şu hayatta,
İçimizde nefret taşıyoruz.
Hırslarımıza yenik düşüyoruz.
Bir insanlığımıza yenik düşemedik ya,
Neyse.
O da olur inşallah.
Kader işte…

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE