İnsanlığın kendisiyle yüzleştiği gündü 26 Nisan 1986 günü… Henüz felaketin sonuçlarından habersiz insanoğlu yıllarca bu felakete karşı sınav verecek, etkileri uzun yıllar devam edecekti.

Çernobil, devletlerin verdiği güç mücadelesinin
bir dışavurumuydu aslında.
Denizin altından uzay mekiğine kadar
sürekli bir mücadele içinde olan iki kutup
nükleer alanda da birbirlerine gövde gösterisi yapıyorlardı.
Nükleer silaha yatırım yapan ve
dünyanın değişik yerlerinde bu silahları deneyen
ABD ve Sovyetler Birliği birçok defa sıcak çatışmaların
kıyısından da döndü.
Dünya 20. yüzyılın sonlarına kadar
İkinci Dünya Savaşını aratmayacak bir felakete sürüklenebilirdi.
Neyse ki diplomasi buna izin vermedi.

stalin-roos

Dünyanın en büyük nükleer patlamasının gerçekleştiği
Çernobil bölgesinde yaşananlardan sonra ise
dünya hatalarından ders çıkarmaya başladı.
Sovyet Rusya’sının dört gün sakladığı bu felaket radyasyonun
yağmur bulutlarıyla yayılmasıyla
artık saklanamayacak bir vaziyet aldı.
Ölçülen radyasyon seviyeleri
tehlikenin çok büyük olduğunu gösteriyordu.
Radyoaktif bulutlar neredeyse bütün kıta Avrupasına yayıldı.
Etkilenen bölgelerde kanser vakaları gözle görülür biçimde arttı.

çerno

Her şerde bir hayır var mıdır bilinmez ama
bu facia sonucunda iki düşman ülke birbirleriyle yakınlaştı.
Sovyetler herkesi şaşırtarak yardım çağrılarını kabul etti.
Birçok ülke Çernobil’e yardım ekiplerini gönderdi.
Bunlardan biri de Amerika’ydı.
Bu dönem için çok önemli bir adımdı.
1987 yılında imzalanan ortak mutabakatla birlikte
iki ülke nükleer çalışmaları beraber yürütme kararı aldılar.
Mutabakat ABD ve SSCB’nin içinde bulunduğu ilk askeri anlaşmadır.
Kimi tarihçilere göre Çernobil felaketi,
Sovyetler Birliği’nin dağılmasındaki mihenk taşlarından biridir.
SSCB bu felaketten sonra politikalarında yumuşamaya gitmiştir.

Reagan_and_Gorbachev_signing

Reaktör patlamasının tahribatı uzun yıllar içinde olmuştur.
Kaza anında ölenlerin sayısı 4 ila 5 bin arasındayken
2004 yılına gelindiğinde 1 milyon insanın
radyasyon sonucuna bağlı hastalıklardan öldüğü saptanmıştır.
Maalesef bugün bile etkileri devam ediyor.
Çernobil kazası yüzünden 33 yaşında kaybettiğimiz
Kazım Koyuncu’nun babasını da
2 gün önce, aynı hastalıktan, akciğer kanserinden kaybettik.

kazım

Bütün dünyanın yüzleştiği, önlem aldığı,
farkındalık yaratmaya çalıştığı bu olay karşısında biz ise
çay içerek tepki verdik.
Dönemin siyasileri “mesafe yakın değil, hiçbir şey olmaz”
demekten öteye gidemediler.
Kazadan etkilenen Karadeniz Bölgesi’nde olaydan sonra
kanser vakaları artış gösterse de
kimse bunu Çernobil’le ilişkilendirmedi.
Kader deyip geçtik. Her zamanki gibi.

çay

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE