Sonunda güneşin açtığı günleri düşlüyorum.

“Birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olan bugünlerde…”

Kim bilir kaç kez duydunuz bu cümleyi?
Kaç defa kalıplaşmaktan öteye geçmediğini düşündünüz
ve kaç defa bu düşüncenizden dolayı (ne yazık ki) haklı çıktınız?

Evet, “ihtiyaç” olduğu bir gerçek.
Ama ülke olarak travmatik olaylara şahit olmamıza rağmen
“bir” olmak yerine koca bir “sıfır” olarak kalıyoruz.

Umutsuzluğu sevmem.
Hatta hayatta en korktuğum şeylerden biri
umudumu tamamen kaybetmektir.
Bu korkuyu yakınlarımda hissettiğim zamanlarda ise
hayaller kurarım.
Bugün yaşanması imkansız
ama elbet bir gün yaşanacağına inandığım güzel hayaller.

Bu kalıp cümleye hak ettiği değeri verdiğimiz günleri düşlüyorum.

Bir olarak hareket ettiğimiz,
karşımızdakini anlamaya çalıştığımız,
özeleştiri yapabildiğimiz,
şiddet kabusunu bu topraklardan beraberce dışladığımız,
bir ideolojiye veya bir kişiye körü körüne bağlanmadığımız,
“üretim”den şehrin merkezine diktiğimizi iddia ettiğimiz
binaları kast etmediğimiz,
kavgalara, silah seslerine, bombalara alışmadığımız,
çocukların yaşama sevincinin söküp alınmadığı,
kadınların ölüm korkusunu ensesinde hissetmediği,
ülkede 23’lerin, 19’ların, 30’ların, 29’ların doyasıya kutlandığı,
laikliğin tartışma konusu olmadığı,
sonunda güneşin açtığı günleri düşlüyorum.

Yağmurdan sonra açan güneşin doğurduğu gökkuşağı,
bu hayalimin gerçekleştiğini müjdelediğinde
bir vapura atlayıp sabahtan akşama kadar
şimdilerde kaosla özdeşleşen İstanbul’un tadını çıkaracağım
ve gökyüzüne bakıp kendime umudun ne kadar hayati olduğunu
bir kez daha hatırlatacağım.

Anlayacağınız,
artık titremek istemiyorum.
Mücrim gibi.
Baktıkça istikbalimize.

YORUMLAR( 1 )

YORUM EKLE

Ebru Meriç Akgül 02 Mayıs 2016

Müthiş! İşte "benim anladığım Türk genci"!