Yine feda etti ala bendini yıldız tozu; bir körün siyah düşleri uğruna.

Tam o esnada bir post, dikkatimi dağıtmak adına bana sürtünüyor.
Bozmuyorum.
En sevdiği hırkasına biraz daha sarılıp bir ‘of’ çeken ise karşımda.
Kahvem de soğumuş; artık ellerimi ısıtamıyor.
İki mimik yetiyor gözlerini ve beni devirmeye.
Anlatıyorum.

“Peki ya o kim?
Neden var?
Sana ne katıyor?”

Bilmem ki bilemeyiz, bilebilir miyiz?
Bilemeyiz.
Bilemem.
Bilemezsin.
Biliyorum desen olmaz,
biliyorum desem olmaz.

Pardon, diyor biri: Kapatıyoruz da.
Kapılar kapanıyor. Karanlığa tekrar bir merhaba diyoruz.

“Bugün de mi gececisin?”
Mütamadiyen gececiyim.

On beş, diyor sigaralı kulübenin prensi.
On beş.

Otuz bir kere on beş diyor; bıkmadan usanmadan.
Kaç eder ki otuz bir kere on beş.
Dört yüz altmış beş.

Dört yüz altmış beş kere darbe yiyorum yeniden.
Dört yüz altmış beş karakterin her biri
sızlanıyor.

“Hayır peki, daha ne kadar devam edecek? Nereye varmak istiyorsun?”
Ben varıştan geliyorum, diyorum. Anlamıyor.
Anlayamıyor.
Anlayamaz.
An be an.
Ne eb la.
Lana.

Saymaya başlıyorum: Bir, iki, üç ve dört.
Bir, iki, üç ve dört.
Bir, iki, üç ve dört.

“Ne anlatıyorsun ya? Anlamıyorum.”
Anlamıyorsun.
Anlayamazsın.
An be an.
Ne eb la.
Nam-ı diğer;
Lana.

Bir şeyler geliyor öte yanımdan.
Bir şeyler bana doğru koşuyor.
Süzülüyor.

Yüz kere öldüğüm bilinmiyor.
Yüz kere daha öleceğimin farkında değil.
Yüz kere ölemez ki kendisi,
yüz kere yaşamamış hiç.

Yüzüm kalmıyor daha fazla anlatmaya.
Yüz binlerce küçük cesedin arasından,
bir anda sıyrılıp kaldırıma geri dönüyorum.
Kaldırım ıslanmış, çiseden olsa gerek.
Daha fazla düşmeden yağmur,
gölgeme dönmem gerek.

Anlamıyorsun değil mi?
Anlayamıyorsun.
Anlayamazsın.
An be an.
Ne eb la.
Lana.

“Şşşt! Duyuyor musun?”
Sonunda oldu sanırım, diyorum içimden.
Sanırım oldu.
Sanırım anladı.
Az ileride su damlasında boğulan karıncanın feryadı.

Evet, diyorum. Evet, duyuyorum.

“Ambulans geliyor…”
Hayır, diyorum içimden.
Hayır, anlamamış.
Hayır, anlayamamış.
An kere an.
Ne erek la.
Nam-ı diğer;
Lana.

“Seviş benimle.”
Sevişemem.

“Öp beni.”
Öpemem.

“Dokun bana.”
Dokunamam.

Kurarım.
Yaratırım.
Tanışırım.
Oynarım.
İzlerim.

Utanmana gerek yok kör kadın.
Ne sen beni görebiliyorsun
ne ben sana bakıyorum.

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE