Aralarındaki aşktı, gerisi hikaye.

Kadın çantasını sıkı sıkı tutuyordu
çünkü ıstırabı vardı.
Kırmızı ayakkabıları ayağına vurmuş,
canını acıtıyordu.
Canı o ayakkabıların acıttığından çok daha fazla acıyacaktı
ama tahmin etmedi kadın.
Edemedi.
Çünkü aşk bütün korkuları silip atmıştı benliğinden.
Tahmin etmedi çünkü biliyordu ki
adamın canı kadının ayağından daha fazla acıyordu.
Adam bunu kadına anlatırdı belki ama anlatmadı.
Belki anlatmak istemedi.
Onu kaybedene kadar da yapamayacaktı.
Korkuları o kadar fazlaydı ki
bu aşka en fazla acıyı o çektirecekti.
Kendine de.
Adam yanında oturan kadına baktı.
Kalbinde uzun süredir hissettiği acıdan
daha başka bir şey hissetti.
Bu his soğuk bir günün ardından
battaniyenin altına girmek gibiydi.
Huzurlu ve sıcacık;
yan koltukta oturan kadının gözleri gibi.
Adam canının daha az acıdığını düşündü
ve gülümsedi yanında oturan kadına.
Bir daha hiç kimseye öyle gülümseyemeyecekti
ve bunu bilmiyordu.
Bilse o an kaçıp giderdi.
O heybetli ve kendine güvenen
görüntüsünün altındaki ürkek yüreğine
söz geçiremiyordu.
O yüzden kaçardı.
Sonra geceler boyu uykusuz kalacak,
ağzına bir lokma atamayacak,
uzaklara boş boş bakıp saatler geçirecek,
bir şarkının ilk mısralarından itibaren gözleri dolacak
kadar pişman olacağını bile bile kaçardı.
Kaçtı da.
Ve ondan sonra onu o yapan hiçbir şeyi yerinde bulamadı.

 

 

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE