Kalbin buz tutuyor dudak ucunda.

Seni nelerin üzebileceğini,
kırabileceğini,
yaralayabileceğini, o şeyleri yaşamadan bilmiyorsun.
Anlamıyorsun.
Düşünüldüğü zaman
kavranamayan,
kavransa da hissedilmeyen şeyler,
bir kağıt kesiği gibi duruyor başucunda.
Görünmüyor.
Geçmiyor.
Acıyor her rüyanda.
Tahmin edemiyorsun.
Ne zaman geçeceğini
ve her geçtiğini zannettiğinde
daha çok hissediyorsun geceyi.
Dokunuyorsun.
Ama kime?
Sen aslında atışlarda
kendini hissetmek istiyorsun.
Soğuk diyor, üşüyorsun.
Bilmiyorsun ısınanın bedenler olduğunu
donuyorsun.
Kalbin buz tutuyor dudak ucunda.
Gidiyorsun
Ama kime?
Sen misin o ıssız sokaklarda
tek başına yürüyen?
Ağız dolusu küfürler savuruyorsun duvarlara da
sağır olmuş kulaklar duymuyorlar adımlarda.
Bir hançer saplıyorsun yüreğine.
Kin, nefret kusuyor vücudun,
o kadar fena o kadar fena ki
Tanrı’nın yarattığı olamayacak kadar kir dolu hislerin.
Her ölmeyişinde bileklerinden kavrıyor,
acına tuz serpiyor,
hislerine ayaklarının tabanını sürten bir orospu misali
inim inim inletiyor dakikalar.
Ve söylenmeyecek sözler asılıyor boğazına.
Sen aslında ölüyorsun.

 

YORUMLAR( 1 )

YORUM EKLE

Bir Hayran 11 Mayıs 2016

Ne kadar güzel bir tasvir. Adeta alıp beni götürüyor okurken. Sanki yaşıyorum o anları. Bu düş gücünün sahibiyle tanışmayı çok isterim...