Sayın yolcularımız 15 yıl sonrasına seyahat edecek 34A aktarmasız aracımız kalkışa hazırdır. Lütfen kapı önlerinde beklemeyiniz, ortalara doğru ilerleyiniz.

Dijital dünyanın ileriki senelerde alacağı maksimum yolu

öngörmeye çalışmak bizi nerelere kadar sürükler?

Hayal gücümüzü dijital pazarlamanın sınırlarının
nereye kadar dayanacağı konusunda zorlarsak,
karşımıza nasıl bir manzara çıkar?

Ömrümüz bunları görmeye yetecek mi
yoksa zaten bir dönemden sonra her şey U dönüşü yapacak,
eskiye dönüş yaşanacak ve
ortada görülecek farklı bir şey söz konusu olmayacak mı?

Sonrasında bunun bir felaket habercisi mi
yoksa Jetgiller vari kusursuz bir dünya mı
olacağını sizin takdirinize bırakıyorum.

Manzaraya benim gözlüklerimden bakalım:

Öncelikle; şu anda bile bir hayli azalan ve fiziksel bir olgu olan
“ofislerin” sayısının parmakla gösterilecek kadar
aza ineceğini düşünüyorum.
İnsanlar yeme-içme, kıyafet, aksesuar, eşya vb.
alışverişlerini internet üzerinden yapacaklar.
Markaların artık fiziksel mağazaları olmayacak.
Satışlar direk internetteki websitelerinden ya da
butik yerler için, sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleşecek.
Gözüyle görmek, denemek, dokunmak isteyenler için
(Örneğin bir giyim mağazası olan Zara için düşünürsek)
her ilde 1, büyük illerde birkaç tane mağaza olup,
her ürünün bütün renkleri ve bütün bedenlerinden birer tane bulunacak.
Bu mağazalardan alım yapılamayacak.
Deneyip, beğenip internet üzerinden sipariş edilecek.

Küçük sevindirici dipnot:
Kasa sırası da tarihe karışmış olacak.

Bu öngörüden sonra istemsiz olarak ilk aklıma gelen konu;
Şehirlerde fazlasıyla yer kaplayan AVM
ve tek tük mağazaların eksileceği
dolayısıyla metropollerdeki yığılmaların azalacağı.

Yine bu duruma bağlarsak
insanlar artık dışarda daha az para kullanacaklar.
Dolayısıyla sadece internet ortamlarında geçen
bir sanal paranın icadı söz konusu olabilir.
Bu sayede sokaklardaki kapkaç olayları da aza indirgenir.
Keza kağıt fatura/fiş kesmek de ortadan kalkacağından
yeşil de korunmuş olur.

Günümüz insanı her geçen gün daha çok sorgulayan,
uyanık ve güvensiz bir kişiliğe bürünmekte.
Düşüncemin biraz iddialı olduğunu kabul edebilirim
fakat ileriki yıllarda pazarlama diye bir alanın
ortadan kalkacağını düşünüyorum.
Şöyle ki; şirketlerin kendi lehlerine yaptıkları
her türlü pazarlama aktivitesi banal, itici ve eğreti duracak.
İnsanlarımız artık bu reklam kokan durumlardan
sıkılmış olacak ve bu departmanlar inandırıcılığını kaybedecek.
Tanıtım/pazarlama direk olarak müşterinin katılımı ve rızasıyla ilerleyecek.
Biraz daha açayım; müşteriler pazarlamayı kendi yapacak.
Yazdıkları bloglar, paylaştıkları resimler,
yaptıkları yorumlar, üzerinde taşıdıkları kıyafetler vb.
ile gerçekçi bir pazarlama anlayışı hakim olacak
ve bu bütçe ayrılarak yapılan bir konu olmaktan çıkmış olacak.
Word of mouth ile ilerleme benimsenen
bir pazarlama anlayışı durumu ele almış olacak
ve şirketler bunu oluşturmak için ellerinden geleni yapacaklar.

Üçüncü olarak bahsedeceğim;
facial recognition sistemi kullanılarak dijital pazarlamanın geleceği nokta.
Kendi içinde 3’e ayırdım.
İlk olarak Atlanta kökenli Redpepper reklam ajansının
geliştirdiği Facedeals projesinin benzerlerinin
artık her restoran, sinema salonu, barlar vb.
tarafından uygulanacağını düşünüyorum.
(Kısaca projeden bahsedecek olursam
Facebooktaki resimlerinizle eşleştirme yapan
mekan girişlerindeki kameralar,
Facedeal’a kayıt olduğunuz taktirde
o mekanlara girdiğinizde size özel indirimler,
kampanyalar sunuyorlar.)
Daimi müşterileri, onlara özel kampanyalar,
indirimler vb. ile çekmenin güzel bir yolu.

Bu sistem alıp başını gider ve
dijital pazarlamaya ne şekilde hizmet edebileceği konusunda sınır yok.
Örneğin spor salonlarında bir su otomatı olduğunu düşünün
onun önünden terli biri geçtiğinde ona su verir.
Ya da aynı bu şekilde sinema salonlarında
filmde ağlayanlar için bir Selpak düşer.
Face recognition tespit edilebilen her yüz hareketi için
dijital pazarlamaya hizmet eder hale dönüştürülür.
Bu sayede pazarlama sadece
o ürün/hizmete gereksinim duyanlara yapılır hale gelir.
Neredeyse %100 oranında potansiyel müşterileri hedef olarak kullanmış olur.

İkinci olarak reklam panolarına bu sistemin konduğunu düşünün
ve önünden geçecek olanların cinsiyeti, yaşı
ve fiziksel özelliklerine göre reklamlar çıkar.
Tabii lokasyon bazlı da olacak şekilde.
3. olarak insanların istedikleri zaman gözlerini
ve kulaklarını kaplayacak şekilde takabilecekleri mobil bir alet olacak.
Dışarı çıktıklarında bunu takıp
istedikleri kategoriyi önlerine çıkan sanal ekranda seçtikleri zaman,
bu ürün ve hizmetlere ulaşımları çok daha kolay olacak.
Örneğin alışverişe çıkan kadın bulunduğu X semtindeki
indirimde olan ayakkabıcıları göster dediğinde,
içlerinden seçip oraya yol tarifini görüntü veya sesle alabilecek.
Aynı şekilde 20 TL’nin altında pizza satan pizacıları göster
gibi restoran, mağaza, kuaför vb. hizmetlerden haberi olup
bunlara ulaşım sağlayabilecek.
Geçmiş aramalarından kişinin ilgilenebileceği düşünülen
ilanlar da gözünün önüne gelecek,
bu ekranlar istenirse göz kırpmasıyla da geçilebilecek.

Ekranlar ardından hissedemediğimiz 2 duyu olan
koku ve dokunma artık dijital pazarlamada kullanılır olacak.
Örneğin Nescafe Instagram’da kahve kokusu veren resimler paylaşacak,
English Home’un kışlık battaniyelerinin verdiği yumuşaklığı
resmine dokunarak anlayabileceğiz.

Bütün bunlar iyi hoşta, internet başından alışveriş yapmanın,
işe “gitmek” gibi bir kavramın ortadan kalkmasının,
sokakta gözümüzde aletlerle dolaşmanın getirebileceği ‘asosyalliği’
isteyip istemediğimize kafa yoranlar var mıdır acaba?

1984 kitabındaki gibi bir dünya mı bizi bekleyen?
Big Brother tarafından izleniyor olmak ister miydiniz?
Bu sefer Big Brother bir devlet değil; business…

Dünyanın bu kadar kısa zamanda
bu kadar büyük farklılıkları kaldıracak gücü olacak mı?

Sürüklendiği sanal ortamın getirdiği bireysellik
ve diğer yandan da şeffaflık
ciddi anlamda rahatsızlık vermeye başlayacak mı?

Bu öngörüler ışığında Dünya insanlarının temelde
ciddi anlamda 2’ye ayrılacağının kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.
Teknolojik ilerleme isteyenler ve istemeyenler olarak.
Bu gelinen durum bir geriye dönüş çağını beraberinde getirebilir,
Dünya’da varolan temel siyasi ideolojilerin yanında
geri dönüşü savunan ve ciddi bir kalabalığı etkisi altına alan
bir başka temel akım ortaya çıkacak:  Returnizm.

YORUMLAR( 0 )

YORUM EKLE